->
Atatürk’ün Ülkemizde Sosyal Bilimlerin Gelişmesine Yönelik Yaptığı Çalışmalar ???
->
169 Comments
-
bana cok lazım ya yarına kadar ! :S
-
sanki ben buldumda
-
ne biliyim ben be ben bu siteye soruyorum oda bana soruyo salaaaaaaaak bu histeyi hiiiiiiiiiiiiiiiç beğenmedim
-
heralde 6. sınıf ödevin bende bir şey bulamadım bulursam vermeye çalışırım.
bu arada veb adresim:
http://esraderinsu.blogcu.com/ -
ATATÜRK’ÜN BİLİM VE TEKNİĞE VERDİĞİ ÖNEM
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker, komutan, diplomat, politikacı ve devlet adamı değildi. O, bir düşünürdü de… O’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki, Türk halkına ulaştırılmamıştır. Türk halkının büyük bir bölümü, bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk’ü, tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır. Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan “Bilim ve Teknoloji” hakkındaki görüşleri;Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız… Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.
Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.
Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.
İlerlemek yolunda yapılacak her önemli teşebbüsün, kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir.Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir, mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.
Her yeni yetişen kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman, ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budur.Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden istifade edelim, ancak unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.Milletimizin tarihini, ruhunu, geleceklerini gerçek, sağlam, dürüst bir görüşle görmeliyiz
Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.
Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati gerçekleri bilerek, bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz… Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren, memleketini seven, gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller, ya memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi, gerçeği gören gerçek bilginler çıkar.
Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zorunluluktur.
Memleket için kaçınılmaz olan sanayiinin kurulması bitmedikçe, her yönden kalp huzuru bulmamıza imkân yoktur. Bu sebeple, memleketin sanayiye ait donanımını tamamlamak için, bütün gayret ve dikkatimizi çekmeyi yerinde buluyorum.Türkiye’de devlet madenciliği, milli kalkınma hareketi ile yakından ilgili, önemli konulardan biridir.
Genel sanayileşme düşüncemizden başka, maden arama ve işletme işine, herşeyden önce dış ödeme vasıtalarımızı, döviz gelirimizi artırabilmek için devam etmeye ve özel bir önem vermeye mecburuz.Maden Tetkik ve Arama Dairesi’nin çalışmalarına en yüksek gelişme hızını vermesini ve bulunacak madenlerin, verimlilik hesapları yapıldıktan sonra planlı şekilde hemen işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır. Elde bulunan madenlerin en önemlileri için, üç yıllık plan yapılmalıdır.
İtiraf ederim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü madeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur.
Harp sanayi kuruluşlarımızı, daha çok geliştirme ve genişletme için alınan tedbirlere devam edilmeli ve sanayileşme çalışmamızda da ordu ihtiyacı ayrıca gözönünde tutulmalıdır… Bütün uçaklarımızın ve motörlerinin memleketimizde yapılması ve hava harp sanayiimizin de bu esasa göre geliştirilmesi gerekir. Hava kuvvetlerinin kazandığı önemi gözönünde tutarak, bu çalışmayı planlaştırmak ve bu konuyu layık olduğu önemle milletin görüşünde canlı tutmak lazımdır.İlim, tercüme ile olmaz, inceleme ile olur.İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki, beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.
Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz (ödün) vermediğimizi akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar
-
teşkür
-
teşekkür ederiz çok güzel olmus ama çok da uzun olmus bunu biraz da ha kısalta bilirdiniz
-
lütfen birazda ha kısa yapalım
-
tekkür ederiz ama ben de yazici yok o yüzden çıkartamıyorum kısa olsay dı daha iyi olurdu.
-
ooooooooooooooooof beeee kısaca yazı versene kim okur bunu salak kısaca yaptığı araştırmaları yazıvercen bukadar yazmışın ne gerek var
-
bende yazıca var ama çıkarmamam gerek yazmam gerek kitaba uuuuuuuuf
-
slm
-
offffff hiçbi yerde atatürkün sosyal bilimle ilgili şeyleri yokkkkk
-
burişçim ben atatürkün sosyal bilimlere karşı yaptığı çalışmaları istiyorum burişçim seni seviyorum
-
burağım bn sosyal bilimlerde çalışma yaptığını istiyorum öptüm en kısa zamnda bul emi öptüm muck
-
ya hu bn sosyal bilimler hakında istiyorum burak seni seviyorum bul onu öptüm seni
-
Uzun olmuş ama saol burakcım
-
Arkadaşlar kısaltılmış istiyorsanız sadece ilk iki paragrafı yazarsanız yeterli olur örneğin;
ATATÜRK’ÜN BİLİM VE TEKNİĞE VERDİĞİ ÖNEM
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker, komutan, diplomat, politikacı ve devlet adamı değildi. O, bir düşünürdü de… O’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki, Türk halkına ulaştırılmamıştır. Türk halkının büyük bir bölümü, bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk’ü, tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır. Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan “Bilim ve Teknoloji” hakkındaki görüşleri;Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız… Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.
-
çok saol aşkım.
-
yha bnim acil bulmam gerek hiçbir yerden bulamıyorum hertarafa baktımm :(
-
teşekkürler ya öretmen ödev vermişti ii oldu vaaalllllllaaaaaaaaa
-
burdan bulabilirsin canım
-
lütfen bana kızmayın gerektiğince kısa yazmaya
çalıştm -
YARENCİM SANA AYNEN KATILIYOM AMA SENİ TANIMASAMDA KATILIYOMM GERÇEKTEN BAKKKK
=)=)=):p -
yho çok saol ama tam istediğim gibi olmuş burakcım çokkkkkkkkkkkkk saol
-
yho çok harika olmuş tam istediğim gibi burakcım saol
-
ya kızlar burağınki çok kötü bide benimkine bakınnn lütfennn:::
ATATÜRK VE SOSYAL BİLİMLER
Atatürk, Sosyal Bilimlere çok önem vermiştir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni çağın uygarlık seviyesine ulaştırmak için çalışmalar yapmıştır. Eğitime, bilime, teknolojiye, sanata, araştırmaya, öğrenmeye önem vermiştir.
Atatürk döneminde; Türkiye’den, Avrupa ülkelerine, farklı alanlarda öğrenim görmesi için öğrenciler gönderildi. Bunlar arasında Afet İNAN, Jale İNAN, Burhan TOPRAK gibi kişiler vardı. Avrupa da, kendi alanlarında öğrenim görerek, Türkiye’ye geldiler. Türkiye’de bu kişilerin önderliğinde çalışmalar yapılmıştır.
Atatürk döneminde, Sosyal Bilimler alanında yapılan çalışmalar arasında Tük Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kurulmasının önemli büyüktür.
1931 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu(TTK)’nun en önemli amacı; Türk Tarihini araştırmak, bilimsel araştırmalar yapmaktır. Türk Tarih Kurumu, yaptığı çalışmaları Belleten dergisinde yayınlamaktadır.
1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu(TDK)’nın en önemli amacı; Türk Dilini incelemek, yabancı kelimelerden arındırmak ve Türk Dilini geliştirmektir. -
burak boktan şeyler yazma
lütfen -
sssssssss
-
burak teşkür kardeşim beğenmeyen söz atanlar nan kör kıymetini bilniyolar elindekılerin terbiyesizilik yaptıkları boş wer takmaa baan hak veren ler lutfen yorumunun yazzın
-
çok ama çok lazımdı hepimiz derdi birbirinde aşkınnnn arkadaşlar
-
nese ben kaçtım millet burda yazışalıjm haberleşelım msn si olan varsa versin yazzın yorum yerine tanışmak isterim arkaşlar herkeze ii günler
-
kemal çok beğenmişlerden sin heralde kızlrın dikkatini çekmek için boşuna yapma bence kızlr yazlşları değil düşünce duygu ve düşüncene bakarlar atatürke yazarak çok büyükmarifet yaptını sanma
-
bunu okyanlar lutfen orum yazsınn
-
aferin çok güzel olmuş
-
ardağımı buldum bu siteye teşekkür ederim ben diğer kızlar gibi salak şeyler yazmam.byyyy
-
BURAK ÇOK SAGOL ÖGRETMEN ÖDEV VERMİŞTİ AMA BEN ÖZETİNDE ÖZETİNİ ÇIKARIP YAZDIM AMA YİNEDE ÇOK SAGOL.
-
:D
-
ÖZETİN ÖZETİ DERKEN BEN SADECE BURAGIN YAZDIGI İKİNCİ KITAYI YAZDIM ÇÜNKÜ BANA O DAHA ANLAMLI GELDİ
-
Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zorunluluktur.
Memleket için kaçınılmaz olan sanayiinin kurulması bitmedikçe, her yönden kalp huzuru bulmamıza imkân yoktur. Bu sebeple, memleketin sanayiye ait donanımını tamamlamak için, bütün gayret ve dikkatimizi çekmeyi yerinde buluyorum.Türkiye’de devlet madenciliği, milli kalkınma hareketi ile yakından ilgili, önemli konulardan biridir.
Genel sanayileşme düşüncemizden başka, maden arama ve işletme işine, herşeyden önce dış ödeme vasıtalarımızı, döviz gelirimizi artırabilmek için devam etmeye ve özel bir önem vermeye mecburuz.Maden Tetkik ve Arama Dairesi’nin çalışmalarına en yüksek gelişme hızını vermesini ve bulunacak madenlerin, verimlilik hesapları yapıldıktan sonra planlı şekilde hemen işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır. Elde bulunan madenlerin en önemlileri için, üç yıllık plan yapılmalıdır
-
BUDA BENİM YAZIM
-
geçmiş bayramınız mübraek olsun baylar ve bayanlarr
-
kemel çok teşekkürler sana
-
burak harika yazmış ben geç yazıyorum ama çünkü öğretmen yeni verdi ödevi :D
-
yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bu ne çok uzun ya siz ne yapıyosunuz tamam yazıcım var ama benim bunu kitaba yazmam gerek hemde buranın hepsi oraya sığmaz biraz daha kısa yapsanız olmuyormuydu lütfen daha kısasınıda oluşturun ya siz manyakmısınız bu kadar yazıyı biz nasıl yazalım biraz daha kısaltın ve öle koyun lütfen…
aaaaaaaaa olmazki yaaaaaaaaa
-
çok güzel olmuş ama daha deminde yazdığım gibi kısalyınnnnnnnnnnnnnnnnnnn
-
sizden hiç birşey olmaz ;) herşeyi devletten bekliyorsunuz.
Bunu sımdı sız ozetleyemıyor musunuz ?
+ kısa veya uzun sonuçta odevinizi buldunuz şükredin ;) -
HELAL OLSUN ADMIN BENIM DEDİM GİBİ SENDE İİ SİNDE ANLAYIŞLISIN
BUNLAR YETİNEMIOLAR HEM MİSAFİR UN DUNU DEĞİL BULDUNU YER
BENIMDE ÜSTT E YAZDIM GİBİ BAZILARIN BULDUKLARINA ŞÜKREDİCEKLERİ YERDE KÜFÜR YAĞDIRIYOLAR TERBİYESİZLİK ÇOK BİLYOSALAR KENDİLERİ KOYSAYDILAR DEMI YANI -
SEDA HANFENDİ GENELDE ERKEKLER KABA OLUR DİYOSUNUZDA KENDİNİZE BİRAZ ÇEKİ DÜZEN VERİN HEY GENÇLİK BU SADECE SEDA YA DEĞİL HERKEZE GEÇERLİ KÜFÜR YAĞDIRACAKSANAIZ ÇIKIN BU SİDEDEN LUTFEN
-
nie kısa bilgiler vermiosunuz…:(
-
hala kısa bilgi diyorsun ya silecem şimdi konuyu başka biyerde de hiç bişi bulamıcan onu istiyonuz sonunda
-
kendiniz kısaltın önemli yerleri yazın herşeyi başkalarından beklemeyin
-
bana atatürk ün sosyal bilimlerin gelişmesine yaptığı çalışmaları özet halinde yazabilirmisiniz
-
slm bunlara yorum yazın yazın ama benim ödevim için çok iyi oldu emeğe saygı!
-
buçok güzelbir yazı
-
çooooooooooooooooooook teşekkür ederimmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
-
buravo kardeşim hep senı destekledim bundan sonrada desteklıcem
-
kardeşim kısaltılmış isteyen lutfen bu siteye bakmasın yaa
-
delı ediyonuz adamı az verdikçe astar istiyosanız hebiraz saygılı oluncanım olmuyokı
-
adamı çok zordurumda bırkıyosunuz arkdaş bu siteyi beyenmıyenler lutfen yazzın bu site kötü diye biz de gereğini yaparız
-
afersinizde şerefsizlin bi anlamı yo k kardeş by lar ve by lar gözlerinizi açın ve etrafınıza bi bakınıı
-
5 Şubat 1905 - 30. Süvari Alayında Göreve Başladı.
Mustafa Kemal, kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisi’nden mezun olduktan sonra, orduda görev alacağı günleri beklemeye başladı. Atamaları beklerken İstanbul’da birkaç arkadaşıyla birlikte bir ev tuttu. Padişah’a (II. Abdülhamit) yönelik suikast girişimi suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte birkaç gün hücreye kapatılarak sorgulandı. Bu iddialar kanıtlanamayınca serbest bırakıldılar. Fakat bu asılsız iddialar ve kısa süren hapis onların ilk atamalarını etkiledi. Haklarında alınan karar gereği merkezden uzak bir yere atanmaları daha uygundu. Genç kurmay yüzbaşı Mustafa Kemal, 5 Şubat 1905′te merkezi Şam’da bulunan V. Ordu’ya bağlı 30. süvari alayında göreve başladı.
Ekim 1906 - “Vatan ve Hürriyet” Adlı Gizli Bir Cemiyet Kurdu.
Mustafa Kemal, 30. Süvari Alayı’nda Kurmay Yüzbaşı olarak Suriye’deki görevine atandığı sırada yanında Müfid (Özdeş) isimli bir arkadaşı da vardı. Şam’da bulundukları sırada, tıp öğrencisi Mustafa (Cantekin) ile karşılaştılar. Bir gece Mustafa Kemal, Müfid (Özdeş) ve Mustafa (Cantekin) ile ülke sorunlarını konuşurlarken; ihtilâl ve inkılâp yapmanın tüm sorunların üstesinden geleceği kararını aldılar. O gece, başarılı olmak, yenilik yaratmak ve ayakta kalmak prensibi ile gizli ve ihtilâlci “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”nin ilk adımlarını attılar.
Bu cemiyetin amacı Şam’daki idareyi değiştirmek olacaktı. Hem asker hem de bu cemiyetin lideri olan Mustafa Kemal Rumeli’de faaliyetlerini yaymak için Selânik’in en uygun yer olduğuna karar verdi. Arkadaşlarının yardımıyla yabancı bir gemiye binerek Mısır üzerinden gizlice Selânik’e geldi. Burası genç ve aydın kuşağın bulunduğu, fikirlerini daha iyi yayabileceği bir yerdi. 1906 yılının ekim ayında arkadaşlarıyla toplanarak “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ni resmen kurdular.
20 Haziran 1907 - Kıdemli Yüzbaşı (Kolağası) Rütbesiyle Şam’da V. Ordu Kurmay Heyetinde Görevlendirildi.
Mısır sınırındaki İngilizlerle olan anlaşmazlığı çözümlemek için görev başına gitti. Daha sonra Şam’da topçu stajı bitince kıdemli yüzbaşı (kolağası) rütbesiyle V. Ordu Kurmay Heyeti’nde görevlendirildi.
13 Ekim 1907 - Selânik’de III. Ordunun Kurmay Heyeti’ne Atandı.
13 Ekim 1907′de Makedonya’daki III. Ordu’ya atandı. Fakat ordu merkezi manastırda olduğu için önce orada göreve başlayan Mustafa Kemal, bir ara Selânik’te yeni kurulmuş bir örnek alayın denetim heyetinde görev aldı. Bu denetlemede gösterdiği dikkat bilgi ve görüşleriyle heyet başkanları tarafından takdir topladı. III. Ordu’nun Kurmay Heyeti Selânik’teydi. Mustafa Kemal’e Ordu Kurmay Heyeti’nde görev verilmesinin yanı sıra 22 Haziran 1908′de Selânik-Üsküp demiryolu müfettişliği de uygun görüldü. Bu sırada II. Abdülhamit yönetimine son vermek için siyasal etkinliklerin ve karışıklıkların olduğu bir dönem yaşanmaktaydı.
23 Temmuz 1908 - II. Meşrutiyet İlân Edildi.
Osmanlı Devleti’nin iç yapısı ve ekonomik durumu kötüydü. Bu durumdan yararlanmak isteyen Rusya ve İngiltere, Reval’de bir araya gelerek Osmanlı idaresinin Makedonya’dan çıkarılmasını kararlaştırdı. Balkanlardaki Osmanlı yönetimini beğenmediklerini Osmanlı Devleti’ne bildirdiler. Bunun üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyetin ilân edilmesini sağladı. Böylece yeniden anayasal yönetime geçilecek, Balkan uluslarına haklar verilecek, Osmanlı toprakları bölünmeyecekti.
13 Nisan 1909 - 31 Mart Vak’ası Patlak Verdi.
II. Meşrutiyete karşı ilk ayaklanma İstanbul’da 13 Nisan 1909′da gerçekleşti. Bu ayaklanmanın çıkmasında halkın dinî duygularının istismar edilmesi etkili oldu. Ayaklanmayı bastırmak için Mahmut Şevket Paşa komutasında bir ordu kuruldu. Ordu’nun Kurmay Başkanlığına Mustafa Kemal atandı. Mustafa Kemal’in “Hareket Ordusu” adını verdiği bu kuvvet, İstanbul’a gelerek, ayaklanmayı bastırdı. İsyanın elebaşıları cezalandırıldı. Padişah II. Abdülhamit tahttan indirilerek, yerine kardeşi V. Mehmet Reşat getirildi.
-
sağol kemal senden ii yazan yok valla
-
:DDDDDDDDDDDDDDD
-
çok teşekkür ederim burakcım
-
ödeve yardım ettin
-
hmşjjj
-
çk uzun olmuş kısa ve öz yaza bilirdiniz
-
güzel bir site
-
burakcaım bi zahmet bana atatürkün ülkemizde yaptıgı sosyal bilimlerin yönelk oarak yaptıgı çalışmalr lütfennnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
-
kötü kötü beğenmedim beeeeeeeeeeeeeeeeee
-
çokkkkkk datlı olmuş
-
öf oku oku bitmez yazmak bitmez daha kısa olsun dimi arkadaşlar
-
bu ne biçim site ya istedigim bu degil atatürkün sosyal bilimlerin gelişmesine yönelik olarak yaptığı çalışmalar dı sizde böle yazmssnz ama bu konudan fazla bahsedilmiyor!!!!…
-
süper olmuş kitabıma tam sığdı ellerinize sağlık çooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook teşekkür ettim by
-
bunun hepsinimi yazıcaz arkadaşlar????????????????????????????????????
-
bana yardxım edin ödevimde????????????????
-
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker, komutan, diplomat, politikacı ve devlet adamı değildi. O, bir düşünürdü de… O’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki, Türk halkına ulaştırılmamıştır. Türk halkının büyük bir bölümü, bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk’ü, tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır. Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan “Bilim ve Teknoloji” hakkındaki görüşleri;
Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız… Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.
Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.
Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.
İlerlemek yolunda yapılacak her önemli teşebbüsün, kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir.Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir, mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.
Her yeni yetişen kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman, ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budur.Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden istifade edelim, ancak unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.Milletimizin tarihini, ruhunu, geleceklerini gerçek, sağlam, dürüst bir görüşle görmeliyiz
Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.
Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati gerçekleri bilerek, bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz… Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren, memleketini seven, gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller, ya memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi, gerçeği gören gerçek bilginler çıkar.
-
ya arkadaşlar yarına yetiştirmem lazım ya konu şu atatürkün ülkemizde sosyal bilimlerin gelişmesine yönelik olarak yaptığı çalışmalar neler diyo bilen varmı ya
-
güzel atatürk ne çok şey yapmış
-
yaaa ne biçim odev verıo hocalarrrr
-
bune ya saçma saçma şeyler vra yarına ödevim var ama ben yapamadım
-
valla saol sedacım sana çok guzrel yazdım hocabeğendi
-
ÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK UUUUUUUUUUUUUZZZZZZZUUUUUUUUUUUUUUN Bİ KONU
-
arkadaşım emeğine sağlık.
arkadaşlar; arkadaşımız bir şeyler bulup yardımcı olmaya çalışmış. Uzun geldiyse biraz uğraşın siz size lazım olanları alın içinden. Teşekkr edeceğinize laf söylüyorsunuz. Beğenmeyen başka yerlerde arasın. -
BEN ASLINDA ATATÜRKÜ ÇOOOOK SEVİYORUM.AMA ARADIĞIM ŞEYLERİ ATATÜRKLE İLGİLLİ BULAMADIM
-
Ellerinize sağlık çook saolun beyler…
-
burakcım saol canım ya çok iyi oldu aşkımsın yaa seni seviyorum muck öpüyorum bayyyyy
-
burak cevap yazya muck öpüyorum
-
seni seviyom burak çok akıllısın
-
çok güzel olmuş ama atatürkün sosyal bilimler adına yaptığı çalışmalar nolur aşkım
-
ay çokkkk saol be çok kolay buldum ödevi saollll
-
ya bana acil lazım istediğimiz şeyler çıkmıyorki abuk subuk şeyler çıkıyo dğru dürüz yapın ya nebiçim insansınız üffff yuh size insan diye:(
-
yha arkiler sizinle tanıştığıma simdiden memnun oldum da bnm yarına ödevim var ne olur bulun yhaaaaaaaaaaa
-
yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa öffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffff…….. insan birazdaha kısa yapar diymi yani beeeeeeeeeeeeeeeeeeee
-
ya………. insan biraz kısa yapar diymiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii yani….
-
burak çok teşekkür ederim çok işime yaradı
-
offf salakkkk
-
bu siteyi hiiç beyenmedim hiç yardıncı 0olmadınız ve ödevi yarın vermem gerek gerizekalılar
-
bu şeyin özeti yok mu çok uzun?
-
haklı insan biraz kısa yapar ben nasıl kitaba özet olarak geççem bu kadar şeyi…
-
ayrıca çooook uzun olmuş ama eline sağlık okadar uğraşmısın
-
çok güzel yazmış sosyal bilimleri gerçekten bıravuuuuuuu
-
herşey güzel ödevimi buldum burak saol
-
süper
-
bence herşey iyi bazıları salaklık yapmış
dem -
ben buraga aşıgım
-
vallahi ben burdan yarralandım ve notum 100 geldi kuranlara çok teşekkür ederim :D
-
harikaaaaaa olmuşş yapanların eline sağlikkk arkadaşlar lütfen emeğe saygılı olalımm bunu bulamayanlarda var öle değilmii ama…
-
yazabiliri 1 kişi biliyorsaa??????????? :(
-
bu dingil hayattır kardeşim bu nebiçim yaşam tarzdır biz atatürkün ülkemizdesosyal bilimlerin gelişmesine yönelik olarak yaptığı çalışmayı istiyoruz ama one veriyor
-
çokk güzell yaa tam aradığım şey
-
çok iyi ama uzun
-
SİZ 6/H’NİN ……………….LARI OLMALISINIZ.
-
LAN SALAKLAR NİYE BENİM İSTEDİĞİM PROGRAM YOK LAN.
-
DALE
-
ya biraz bize acıyın.bizi yazıcımız yok.biz bu kadar yazıyı nasıl yazcazki.sizden bir isteğim var.biraz daha az yazın.yani özetleyip yazbilirsiniz.bize çok yardımcı olmuş olursunuz
-
ya arkadaşlarımızın hepsi özen gösterip yazmış hepinizde buna saygı göstermek zorunda yazan yazssın yazmayannın yorumunuda düzgün yazsın lütfennn!!!beğenmeyen çıksın!!!doğru deilmi ama yaaaaa!!!
-
aaaaaaaaaaaa ya yeter bu siteyi kahveye dönmüş ya:D:
-
ewwet ben yazdım çoooooooooook teşekkür ederim
-
oleeeeeeeeeeyyyyyyyy ben çoooktaaaaaaaaaaaannnnnnnnnn bitirdim hehehehehehehehehehehehe
-
seni seviyorum aşkım burak
-
beğenmeyene yallah okadar emek göstermiş aşkım burak yaniii diğilmi arkadaşlar
-
aşkım burakkkkkk (love)
-
aşkımm burakkkk (K)



ATATÜRK’ÜN BİLİM VE TEKNİĞE VERDİĞİ ÖNEM
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker, komutan, diplomat, politikacı ve devlet adamı değildi. O, bir düşünürdü de… O’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki, Türk halkına ulaştırılmamıştır. Türk halkının büyük bir bölümü, bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk’ü, tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır. Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan “Bilim ve Teknoloji” hakkındaki görüşleri;
Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız… Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.
Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.
Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.
İlerlemek yolunda yapılacak her önemli teşebbüsün, kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir.Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir, mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.
Her yeni yetişen kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman, ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budur.Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden istifade edelim, ancak unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.Milletimizin tarihini, ruhunu, geleceklerini gerçek, sağlam, dürüst bir görüşle görmeliyiz
Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.
Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati gerçekleri bilerek, bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz… Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren, memleketini seven, gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller, ya memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi, gerçeği gören gerçek bilginler çıkar.
Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zorunluluktur.
Memleket için kaçınılmaz olan sanayiinin kurulması bitmedikçe, her yönden kalp huzuru bulmamıza imkân yoktur. Bu sebeple, memleketin sanayiye ait donanımını tamamlamak için, bütün gayret ve dikkatimizi çekmeyi yerinde buluyorum.Türkiye’de devlet madenciliği, milli kalkınma hareketi ile yakından ilgili, önemli konulardan biridir.
Genel sanayileşme düşüncemizden başka, maden arama ve işletme işine, herşeyden önce dış ödeme vasıtalarımızı, döviz gelirimizi artırabilmek için devam etmeye ve özel bir önem vermeye mecburuz.Maden Tetkik ve Arama Dairesi’nin çalışmalarına en yüksek gelişme hızını vermesini ve bulunacak madenlerin, verimlilik hesapları yapıldıktan sonra planlı şekilde hemen işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır. Elde bulunan madenlerin en önemlileri için, üç yıllık plan yapılmalıdır.
İtiraf ederim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü madeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur.
Harp sanayi kuruluşlarımızı, daha çok geliştirme ve genişletme için alınan tedbirlere devam edilmeli ve sanayileşme çalışmamızda da ordu ihtiyacı ayrıca gözönünde tutulmalıdır… Bütün uçaklarımızın ve motörlerinin memleketimizde yapılması ve hava harp sanayiimizin de bu esasa göre geliştirilmesi gerekir. Hava kuvvetlerinin kazandığı önemi gözönünde tutarak, bu çalışmayı planlaştırmak ve bu konuyu layık olduğu önemle milletin görüşünde canlı tutmak lazımdır.İlim, tercüme ile olmaz, inceleme ile olur.İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki, beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.
Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz (ödün) vermediğimizi akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar