<

Atatürk’ün Ülkemizde Sosyal Bilimlerin Gelişmesine Yönelik Yaptığı Çalışmalar ???

ATATÜRK’ÜN BİLİM VE TEKNİĞE VERDİĞİ ÖNEM
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal , yalnızca bir asker, komutan, diplomat, politikacı ve devlet adamı değildi. O, bir düşünürdü de… O’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki, Türk halkına ulaştırılmamıştır. Türk halkının büyük bir bölümü, bu nedenle, Mustafa Kemal ’ü, tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır. Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan “Bilim ve Teknoloji” hakkındaki görüşleri;

Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız… Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.

Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.

Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.

İlerlemek yolunda yapılacak her önemli teşebbüsün, kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir.Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir, mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

Her yeni yetişen kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman, ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budur.Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden istifade edelim, ancak unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.Milletimizin tarihini, ruhunu, geleceklerini gerçek, sağlam, dürüst bir görüşle görmeliyiz

Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.

Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati gerçekleri bilerek, bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz… Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren, memleketini seven, gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller, ya memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi, gerçeği gören gerçek bilginler çıkar.

Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zorunluluktur.

Memleket için kaçınılmaz olan sanayiinin kurulması bitmedikçe, her yönden kalp huzuru bulmamıza imkân yoktur. Bu sebeple, memleketin sanayiye ait donanımını tamamlamak için, bütün gayret ve dikkatimizi çekmeyi yerinde buluyorum.Türkiye’de devlet madenciliği, milli kalkınma hareketi ile yakından ilgili, önemli konulardan biridir.

Genel sanayileşme düşüncemizden başka, maden arama ve işletme işine, herşeyden önce dış ödeme vasıtalarımızı, döviz gelirimizi artırabilmek için devam etmeye ve özel bir önem vermeye mecburuz.Maden Tetkik ve Arama Dairesi’nin çalışmalarına en yüksek gelişme hızını vermesini ve bulunacak madenlerin, verimlilik hesapları yapıldıktan sonra planlı şekilde hemen işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır. Elde bulunan madenlerin en önemlileri için, üç yıllık plan yapılmalıdır.

İtiraf ederim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü madeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur.

Harp sanayi kuruluşlarımızı, daha çok geliştirme ve genişletme için alınan tedbirlere devam edilmeli ve sanayileşme çalışmamızda da ordu ihtiyacı ayrıca gözönünde tutulmalıdır… Bütün uçaklarımızın ve motörlerinin memleketimizde yapılması ve hava harp sanayiimizin de bu esasa göre geliştirilmesi gerekir. Hava kuvvetlerinin kazandığı önemi gözönünde tutarak, bu çalışmayı planlaştırmak ve bu konuyu layık olduğu önemle milletin görüşünde canlı tutmak lazımdır.İlim, tercüme ile olmaz, inceleme ile olur.İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki, beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.

Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz (ödün) vermediğimizi akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar

Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Bagcik
  • Limk
  • 100puan

169 Comments

  1. armaqan
    Posted 25 Eylül 2008 at 09:20 | Permalink

    bana cok lazım ya yarına kadar ! :S

  2. Posted 26 Eylül 2008 at 12:31 | Permalink

    sanki ben buldumda

  3. Posted 26 Eylül 2008 at 15:43 | Permalink

    ne biliyim ben be ben bu siteye soruyorum oda bana soruyo salaaaaaaaak bu histeyi hiiiiiiiiiiiiiiiç beğenmedim

  4. esra
    Posted 27 Eylül 2008 at 05:32 | Permalink

    heralde 6. sınıf ödevin bende bir şey bulamadım bulursam vermeye çalışırım.
    bu arada veb adresim:
    http://esraderinsu.blogcu.com/

  5. burak
    Posted 27 Eylül 2008 at 08:34 | Permalink

    ATATÜRK’ÜN BİLİM VE TEKNİĞE VERDİĞİ ÖNEM
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker, komutan, diplomat, politikacı ve devlet adamı değildi. O, bir düşünürdü de… O’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki, Türk halkına ulaştırılmamıştır. Türk halkının büyük bir bölümü, bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk’ü, tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır. Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan “Bilim ve Teknoloji” hakkındaki görüşleri;

    Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız… Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.

    Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.

    Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.

    İlerlemek yolunda yapılacak her önemli teşebbüsün, kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir.Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir, mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

    Her yeni yetişen kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman, ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budur.Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden istifade edelim, ancak unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.Milletimizin tarihini, ruhunu, geleceklerini gerçek, sağlam, dürüst bir görüşle görmeliyiz

    Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.

    Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati gerçekleri bilerek, bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz… Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren, memleketini seven, gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller, ya memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi, gerçeği gören gerçek bilginler çıkar.

    Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zorunluluktur.

    Memleket için kaçınılmaz olan sanayiinin kurulması bitmedikçe, her yönden kalp huzuru bulmamıza imkân yoktur. Bu sebeple, memleketin sanayiye ait donanımını tamamlamak için, bütün gayret ve dikkatimizi çekmeyi yerinde buluyorum.Türkiye’de devlet madenciliği, milli kalkınma hareketi ile yakından ilgili, önemli konulardan biridir.

    Genel sanayileşme düşüncemizden başka, maden arama ve işletme işine, herşeyden önce dış ödeme vasıtalarımızı, döviz gelirimizi artırabilmek için devam etmeye ve özel bir önem vermeye mecburuz.Maden Tetkik ve Arama Dairesi’nin çalışmalarına en yüksek gelişme hızını vermesini ve bulunacak madenlerin, verimlilik hesapları yapıldıktan sonra planlı şekilde hemen işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır. Elde bulunan madenlerin en önemlileri için, üç yıllık plan yapılmalıdır.

    İtiraf ederim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü madeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur.

    Harp sanayi kuruluşlarımızı, daha çok geliştirme ve genişletme için alınan tedbirlere devam edilmeli ve sanayileşme çalışmamızda da ordu ihtiyacı ayrıca gözönünde tutulmalıdır… Bütün uçaklarımızın ve motörlerinin memleketimizde yapılması ve hava harp sanayiimizin de bu esasa göre geliştirilmesi gerekir. Hava kuvvetlerinin kazandığı önemi gözönünde tutarak, bu çalışmayı planlaştırmak ve bu konuyu layık olduğu önemle milletin görüşünde canlı tutmak lazımdır.İlim, tercüme ile olmaz, inceleme ile olur.İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki, beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.

    Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz (ödün) vermediğimizi akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar

  6. sago
    Posted 27 Eylül 2008 at 13:14 | Permalink

    teşkür

  7. aslı sabiha
    Posted 27 Eylül 2008 at 19:12 | Permalink

    teşekkür ederiz çok güzel olmus ama çok da uzun olmus bunu biraz da ha kısalta bilirdiniz

  8. Posted 28 Eylül 2008 at 10:49 | Permalink

    lütfen birazda ha kısa yapalım

  9. Posted 28 Eylül 2008 at 10:51 | Permalink

    tekkür ederiz ama ben de yazici yok o yüzden çıkartamıyorum kısa olsay dı daha iyi olurdu.

  10. Posted 28 Eylül 2008 at 12:26 | Permalink

    ooooooooooooooooof beeee kısaca yazı versene kim okur bunu salak kısaca yaptığı araştırmaları yazıvercen bukadar yazmışın ne gerek var

  11. Posted 28 Eylül 2008 at 12:27 | Permalink

    bende yazıca var ama çıkarmamam gerek yazmam gerek kitaba uuuuuuuuf

  12. Posted 28 Eylül 2008 at 12:29 | Permalink

    slm

  13. yosh ile cemre
    Posted 29 Eylül 2008 at 13:35 | Permalink

    offffff hiçbi yerde atatürkün sosyal bilimle ilgili şeyleri yokkkkk

  14. Posted 29 Eylül 2008 at 14:30 | Permalink

    burişçim ben atatürkün sosyal bilimlere karşı yaptığı çalışmaları istiyorum burişçim seni seviyorum

  15. alara
    Posted 29 Eylül 2008 at 14:31 | Permalink

    burağım bn sosyal bilimlerde çalışma yaptığını istiyorum öptüm en kısa zamnda bul emi öptüm muck

  16. Posted 29 Eylül 2008 at 14:32 | Permalink

    ya hu bn sosyal bilimler hakında istiyorum burak seni seviyorum bul onu öptüm seni

  17. Hazal
    Posted 29 Eylül 2008 at 15:24 | Permalink

    Uzun olmuş ama saol burakcım

  18. burak
    Posted 29 Eylül 2008 at 15:41 | Permalink

    Arkadaşlar kısaltılmış istiyorsanız sadece ilk iki paragrafı yazarsanız yeterli olur örneğin;

    ATATÜRK’ÜN BİLİM VE TEKNİĞE VERDİĞİ ÖNEM
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker, komutan, diplomat, politikacı ve devlet adamı değildi. O, bir düşünürdü de… O’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki, Türk halkına ulaştırılmamıştır. Türk halkının büyük bir bölümü, bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk’ü, tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır. Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan “Bilim ve Teknoloji” hakkındaki görüşleri;

    Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız… Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.

  19. melek
    Posted 29 Eylül 2008 at 15:42 | Permalink

    çok saol aşkım.

  20. Posted 29 Eylül 2008 at 16:22 | Permalink

    yha bnim acil bulmam gerek hiçbir yerden bulamıyorum hertarafa baktımm :(

  21. burak
    Posted 01 Ekim 2008 at 13:05 | Permalink

    teşekkürler ya öretmen ödev vermişti ii oldu vaaalllllllaaaaaaaaa

  22. Posted 01 Ekim 2008 at 13:23 | Permalink

    burdan bulabilirsin canım

  23. Posted 01 Ekim 2008 at 14:37 | Permalink

    lütfen bana kızmayın gerektiğince kısa yazmaya
    çalıştm

  24. Posted 01 Ekim 2008 at 17:36 | Permalink

    YARENCİM SANA AYNEN KATILIYOM AMA SENİ TANIMASAMDA KATILIYOMM GERÇEKTEN BAKKKK
    =)=)=):p

  25. Posted 01 Ekim 2008 at 20:52 | Permalink

    yho çok saol ama tam istediğim gibi olmuş burakcım çokkkkkkkkkkkkk saol

  26. Posted 01 Ekim 2008 at 20:53 | Permalink

    yho çok harika olmuş tam istediğim gibi burakcım saol

  27. Posted 02 Ekim 2008 at 10:11 | Permalink

    ya kızlar burağınki çok kötü bide benimkine bakınnn lütfennn:::
    ATATÜRK VE SOSYAL BİLİMLER
    Atatürk, Sosyal Bilimlere çok önem vermiştir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni çağın uygarlık seviyesine ulaştırmak için çalışmalar yapmıştır. Eğitime, bilime, teknolojiye, sanata, araştırmaya, öğrenmeye önem vermiştir.
    Atatürk döneminde; Türkiye’den, Avrupa ülkelerine, farklı alanlarda öğrenim görmesi için öğrenciler gönderildi. Bunlar arasında Afet İNAN, Jale İNAN, Burhan TOPRAK gibi kişiler vardı. Avrupa da, kendi alanlarında öğrenim görerek, Türkiye’ye geldiler. Türkiye’de bu kişilerin önderliğinde çalışmalar yapılmıştır.
    Atatürk döneminde, Sosyal Bilimler alanında yapılan çalışmalar arasında Tük Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kurulmasının önemli büyüktür.
    1931 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu(TTK)’nun en önemli amacı; Türk Tarihini araştırmak, bilimsel araştırmalar yapmaktır. Türk Tarih Kurumu, yaptığı çalışmaları Belleten dergisinde yayınlamaktadır.
    1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu(TDK)’nın en önemli amacı; Türk Dilini incelemek, yabancı kelimelerden arındırmak ve Türk Dilini geliştirmektir.

  28. Posted 02 Ekim 2008 at 11:30 | Permalink

    burak boktan şeyler yazma
    lütfen

  29. Posted 02 Ekim 2008 at 21:26 | Permalink

    sssssssss

  30. Posted 02 Ekim 2008 at 21:28 | Permalink

    burak teşkür kardeşim beğenmeyen söz atanlar nan kör kıymetini bilniyolar elindekılerin terbiyesizilik yaptıkları boş wer takmaa baan hak veren ler lutfen yorumunun yazzın

  31. Posted 02 Ekim 2008 at 21:29 | Permalink

    çok ama çok lazımdı hepimiz derdi birbirinde aşkınnnn arkadaşlar

  32. Posted 02 Ekim 2008 at 21:31 | Permalink

    nese ben kaçtım millet burda yazışalıjm haberleşelım msn si olan varsa versin yazzın yorum yerine tanışmak isterim arkaşlar herkeze ii günler

  33. Posted 02 Ekim 2008 at 21:34 | Permalink

    kemal çok beğenmişlerden sin heralde kızlrın dikkatini çekmek için boşuna yapma bence kızlr yazlşları değil düşünce duygu ve düşüncene bakarlar atatürke yazarak çok büyükmarifet yaptını sanma

  34. Posted 02 Ekim 2008 at 21:35 | Permalink

    bunu okyanlar lutfen orum yazsınn

  35. Posted 03 Ekim 2008 at 09:02 | Permalink

    aferin çok güzel olmuş

  36. Posted 03 Ekim 2008 at 10:34 | Permalink

    ardağımı buldum bu siteye teşekkür ederim ben diğer kızlar gibi salak şeyler yazmam.byyyy

  37. FİDAN CACIK
    Posted 03 Ekim 2008 at 18:26 | Permalink

    BURAK ÇOK SAGOL ÖGRETMEN ÖDEV VERMİŞTİ AMA BEN ÖZETİNDE ÖZETİNİ ÇIKARIP YAZDIM AMA YİNEDE ÇOK SAGOL.

  38. FİDAN CACIK
    Posted 03 Ekim 2008 at 18:33 | Permalink

    :D

  39. FİDAN CACIK
    Posted 03 Ekim 2008 at 18:45 | Permalink

    ÖZETİN ÖZETİ DERKEN BEN SADECE BURAGIN YAZDIGI İKİNCİ KITAYI YAZDIM ÇÜNKÜ BANA O DAHA ANLAMLI GELDİ

  40. FİDAN CACIK
    Posted 03 Ekim 2008 at 19:06 | Permalink

    Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zorunluluktur.

    Memleket için kaçınılmaz olan sanayiinin kurulması bitmedikçe, her yönden kalp huzuru bulmamıza imkân yoktur. Bu sebeple, memleketin sanayiye ait donanımını tamamlamak için, bütün gayret ve dikkatimizi çekmeyi yerinde buluyorum.Türkiye’de devlet madenciliği, milli kalkınma hareketi ile yakından ilgili, önemli konulardan biridir.

    Genel sanayileşme düşüncemizden başka, maden arama ve işletme işine, herşeyden önce dış ödeme vasıtalarımızı, döviz gelirimizi artırabilmek için devam etmeye ve özel bir önem vermeye mecburuz.Maden Tetkik ve Arama Dairesi’nin çalışmalarına en yüksek gelişme hızını vermesini ve bulunacak madenlerin, verimlilik hesapları yapıldıktan sonra planlı şekilde hemen işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır. Elde bulunan madenlerin en önemlileri için, üç yıllık plan yapılmalıdır

  41. FİDAN CACIK
    Posted 03 Ekim 2008 at 19:06 | Permalink

    BUDA BENİM YAZIM

  42. Posted 03 Ekim 2008 at 19:11 | Permalink

    geçmiş bayramınız mübraek olsun baylar ve bayanlarr

  43. Posted 04 Ekim 2008 at 12:18 | Permalink

    kemel çok teşekkürler sana

  44. mehmet
    Posted 05 Ekim 2008 at 10:25 | Permalink

    burak harika yazmış ben geç yazıyorum ama çünkü öğretmen yeni verdi ödevi :D

  45. seda
    Posted 05 Ekim 2008 at 11:12 | Permalink

    yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bu ne çok uzun ya siz ne yapıyosunuz tamam yazıcım var ama benim bunu kitaba yazmam gerek hemde buranın hepsi oraya sığmaz biraz daha kısa yapsanız olmuyormuydu lütfen daha kısasınıda oluşturun ya siz manyakmısınız bu kadar yazıyı biz nasıl yazalım biraz daha kısaltın ve öle koyun lütfen…

    aaaaaaaaa olmazki yaaaaaaaaa

  46. seda
    Posted 05 Ekim 2008 at 11:14 | Permalink

    çok güzel olmuş ama daha deminde yazdığım gibi kısalyınnnnnnnnnnnnnnnnnnn

  47. admin
    Posted 05 Ekim 2008 at 11:19 | Permalink

    sizden hiç birşey olmaz ;) herşeyi devletten bekliyorsunuz.
    Bunu sımdı sız ozetleyemıyor musunuz ?
    + kısa veya uzun sonuçta odevinizi buldunuz şükredin ;)

  48. Posted 05 Ekim 2008 at 17:03 | Permalink

    HELAL OLSUN ADMIN BENIM DEDİM GİBİ SENDE İİ SİNDE ANLAYIŞLISIN
    BUNLAR YETİNEMIOLAR HEM MİSAFİR UN DUNU DEĞİL BULDUNU YER
    BENIMDE ÜSTT E YAZDIM GİBİ BAZILARIN BULDUKLARINA ŞÜKREDİCEKLERİ YERDE KÜFÜR YAĞDIRIYOLAR TERBİYESİZLİK ÇOK BİLYOSALAR KENDİLERİ KOYSAYDILAR DEMI YANI

  49. Posted 05 Ekim 2008 at 17:04 | Permalink

    SEDA HANFENDİ GENELDE ERKEKLER KABA OLUR DİYOSUNUZDA KENDİNİZE BİRAZ ÇEKİ DÜZEN VERİN HEY GENÇLİK BU SADECE SEDA YA DEĞİL HERKEZE GEÇERLİ KÜFÜR YAĞDIRACAKSANAIZ ÇIKIN BU SİDEDEN LUTFEN

  50. elif
    Posted 05 Ekim 2008 at 19:19 | Permalink

    nie kısa bilgiler vermiosunuz…:(

  51. admin
    Posted 05 Ekim 2008 at 20:28 | Permalink

    hala kısa bilgi diyorsun ya silecem şimdi konuyu başka biyerde de hiç bişi bulamıcan onu istiyonuz sonunda

  52. gökalp
    Posted 06 Ekim 2008 at 08:03 | Permalink

    kendiniz kısaltın önemli yerleri yazın herşeyi başkalarından beklemeyin

  53. buse
    Posted 06 Ekim 2008 at 08:40 | Permalink

    bana atatürk ün sosyal bilimlerin gelişmesine yaptığı çalışmaları özet halinde yazabilirmisiniz

  54. Posted 06 Ekim 2008 at 13:16 | Permalink

    slm bunlara yorum yazın yazın ama benim ödevim için çok iyi oldu emeğe saygı!

  55. ezgi
    Posted 06 Ekim 2008 at 14:27 | Permalink

    buçok güzelbir yazı

  56. Posted 06 Ekim 2008 at 16:50 | Permalink

    çooooooooooooooooooook teşekkür ederimmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm

  57. Posted 06 Ekim 2008 at 19:10 | Permalink

    buravo kardeşim hep senı destekledim bundan sonrada desteklıcem

  58. Posted 06 Ekim 2008 at 19:10 | Permalink

    kardeşim kısaltılmış isteyen lutfen bu siteye bakmasın yaa

  59. Posted 06 Ekim 2008 at 19:11 | Permalink

    delı ediyonuz adamı az verdikçe astar istiyosanız hebiraz saygılı oluncanım olmuyokı

  60. Posted 06 Ekim 2008 at 19:12 | Permalink

    adamı çok zordurumda bırkıyosunuz arkdaş bu siteyi beyenmıyenler lutfen yazzın bu site kötü diye biz de gereğini yaparız

  61. Posted 06 Ekim 2008 at 19:13 | Permalink

    afersinizde şerefsizlin bi anlamı yo k kardeş by lar ve by lar gözlerinizi açın ve etrafınıza bi bakınıı

  62. ali(bende kalsın)
    Posted 06 Ekim 2008 at 19:45 | Permalink

    5 Şubat 1905 - 30. Süvari Alayında Göreve Başladı.

    Mustafa Kemal, kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisi’nden mezun olduktan sonra, orduda görev alacağı günleri beklemeye başladı. Atamaları beklerken İstanbul’da birkaç arkadaşıyla birlikte bir ev tuttu. Padişah’a (II. Abdülhamit) yönelik suikast girişimi suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte birkaç gün hücreye kapatılarak sorgulandı. Bu iddialar kanıtlanamayınca serbest bırakıldılar. Fakat bu asılsız iddialar ve kısa süren hapis onların ilk atamalarını etkiledi. Haklarında alınan karar gereği merkezden uzak bir yere atanmaları daha uygundu. Genç kurmay yüzbaşı Mustafa Kemal, 5 Şubat 1905′te merkezi Şam’da bulunan V. Ordu’ya bağlı 30. süvari alayında göreve başladı.

    Ekim 1906 - “Vatan ve Hürriyet” Adlı Gizli Bir Cemiyet Kurdu.

    Mustafa Kemal, 30. Süvari Alayı’nda Kurmay Yüzbaşı olarak Suriye’deki görevine atandığı sırada yanında Müfid (Özdeş) isimli bir arkadaşı da vardı. Şam’da bulundukları sırada, tıp öğrencisi Mustafa (Cantekin) ile karşılaştılar. Bir gece Mustafa Kemal, Müfid (Özdeş) ve Mustafa (Cantekin) ile ülke sorunlarını konuşurlarken; ihtilâl ve inkılâp yapmanın tüm sorunların üstesinden geleceği kararını aldılar. O gece, başarılı olmak, yenilik yaratmak ve ayakta kalmak prensibi ile gizli ve ihtilâlci “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”nin ilk adımlarını attılar.

    Bu cemiyetin amacı Şam’daki idareyi değiştirmek olacaktı. Hem asker hem de bu cemiyetin lideri olan Mustafa Kemal Rumeli’de faaliyetlerini yaymak için Selânik’in en uygun yer olduğuna karar verdi. Arkadaşlarının yardımıyla yabancı bir gemiye binerek Mısır üzerinden gizlice Selânik’e geldi. Burası genç ve aydın kuşağın bulunduğu, fikirlerini daha iyi yayabileceği bir yerdi. 1906 yılının ekim ayında arkadaşlarıyla toplanarak “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ni resmen kurdular.

    20 Haziran 1907 - Kıdemli Yüzbaşı (Kolağası) Rütbesiyle Şam’da V. Ordu Kurmay Heyetinde Görevlendirildi.

    Mısır sınırındaki İngilizlerle olan anlaşmazlığı çözümlemek için görev başına gitti. Daha sonra Şam’da topçu stajı bitince kıdemli yüzbaşı (kolağası) rütbesiyle V. Ordu Kurmay Heyeti’nde görevlendirildi.

    13 Ekim 1907 - Selânik’de III. Ordunun Kurmay Heyeti’ne Atandı.

    13 Ekim 1907′de Makedonya’daki III. Ordu’ya atandı. Fakat ordu merkezi manastırda olduğu için önce orada göreve başlayan Mustafa Kemal, bir ara Selânik’te yeni kurulmuş bir örnek alayın denetim heyetinde görev aldı. Bu denetlemede gösterdiği dikkat bilgi ve görüşleriyle heyet başkanları tarafından takdir topladı. III. Ordu’nun Kurmay Heyeti Selânik’teydi. Mustafa Kemal’e Ordu Kurmay Heyeti’nde görev verilmesinin yanı sıra 22 Haziran 1908′de Selânik-Üsküp demiryolu müfettişliği de uygun görüldü. Bu sırada II. Abdülhamit yönetimine son vermek için siyasal etkinliklerin ve karışıklıkların olduğu bir dönem yaşanmaktaydı.

    23 Temmuz 1908 - II. Meşrutiyet İlân Edildi.

    Osmanlı Devleti’nin iç yapısı ve ekonomik durumu kötüydü. Bu durumdan yararlanmak isteyen Rusya ve İngiltere, Reval’de bir araya gelerek Osmanlı idaresinin Makedonya’dan çıkarılmasını kararlaştırdı. Balkanlardaki Osmanlı yönetimini beğenmediklerini Osmanlı Devleti’ne bildirdiler. Bunun üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyetin ilân edilmesini sağladı. Böylece yeniden anayasal yönetime geçilecek, Balkan uluslarına haklar verilecek, Osmanlı toprakları bölünmeyecekti.

    13 Nisan 1909 - 31 Mart Vak’ası Patlak Verdi.

    II. Meşrutiyete karşı ilk ayaklanma İstanbul’da 13 Nisan 1909′da gerçekleşti. Bu ayaklanmanın çıkmasında halkın dinî duygularının istismar edilmesi etkili oldu. Ayaklanmayı bastırmak için Mahmut Şevket Paşa komutasında bir ordu kuruldu. Ordu’nun Kurmay Başkanlığına Mustafa Kemal atandı. Mustafa Kemal’in “Hareket Ordusu” adını verdiği bu kuvvet, İstanbul’a gelerek, ayaklanmayı bastırdı. İsyanın elebaşıları cezalandırıldı. Padişah II. Abdülhamit tahttan indirilerek, yerine kardeşi V. Mehmet Reşat getirildi.

  63. gizli ajan
    Posted 06 Ekim 2008 at 20:11 | Permalink

    sağol kemal senden ii yazan yok valla

  64. Posted 06 Ekim 2008 at 20:24 | Permalink

    :DDDDDDDDDDDDDDD

  65. Posted 07 Ekim 2008 at 09:50 | Permalink

    çok teşekkür ederim burakcım

  66. Posted 07 Ekim 2008 at 09:51 | Permalink

    ödeve yardım ettin

  67. ceza
    Posted 07 Ekim 2008 at 14:17 | Permalink

    hmşjjj

  68. Posted 07 Ekim 2008 at 15:53 | Permalink

    çk uzun olmuş kısa ve öz yaza bilirdiniz

  69. müge
    Posted 07 Ekim 2008 at 15:56 | Permalink

    güzel bir site

  70. edanur özcan
    Posted 07 Ekim 2008 at 16:44 | Permalink

    burakcaım bi zahmet bana atatürkün ülkemizde yaptıgı sosyal bilimlerin yönelk oarak yaptıgı çalışmalr lütfennnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn

  71. Posted 07 Ekim 2008 at 18:41 | Permalink

    kötü kötü beğenmedim beeeeeeeeeeeeeeeeee

  72. Posted 07 Ekim 2008 at 19:00 | Permalink

    çokkkkkk datlı olmuş

  73. büşra yaşam
    Posted 07 Ekim 2008 at 19:33 | Permalink

    öf oku oku bitmez yazmak bitmez daha kısa olsun dimi arkadaşlar

  74. waer
    Posted 07 Ekim 2008 at 20:18 | Permalink

    bu ne biçim site ya istedigim bu degil atatürkün sosyal bilimlerin gelişmesine yönelik olarak yaptığı çalışmalar dı sizde böle yazmssnz ama bu konudan fazla bahsedilmiyor!!!!…

  75. Posted 08 Ekim 2008 at 17:35 | Permalink

    süper olmuş kitabıma tam sığdı ellerinize sağlık çooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook teşekkür ettim by

  76. Posted 08 Ekim 2008 at 19:12 | Permalink

    bunun hepsinimi yazıcaz arkadaşlar????????????????????????????????????

  77. Posted 08 Ekim 2008 at 19:12 | Permalink

    bana yardxım edin ödevimde????????????????

  78. Posted 08 Ekim 2008 at 19:13 | Permalink

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker, komutan, diplomat, politikacı ve devlet adamı değildi. O, bir düşünürdü de… O’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki, Türk halkına ulaştırılmamıştır. Türk halkının büyük bir bölümü, bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk’ü, tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır. Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan “Bilim ve Teknoloji” hakkındaki görüşleri;

    Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız… Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.

    Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.

    Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.

    İlerlemek yolunda yapılacak her önemli teşebbüsün, kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir.Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir, mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

    Her yeni yetişen kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman, ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budur.Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden istifade edelim, ancak unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.Milletimizin tarihini, ruhunu, geleceklerini gerçek, sağlam, dürüst bir görüşle görmeliyiz

    Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.

    Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati gerçekleri bilerek, bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz… Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren, memleketini seven, gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller, ya memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi, gerçeği gören gerçek bilginler çıkar.

  79. gamze
    Posted 09 Ekim 2008 at 12:32 | Permalink

    ya arkadaşlar yarına yetiştirmem lazım ya konu şu atatürkün ülkemizde sosyal bilimlerin gelişmesine yönelik olarak yaptığı çalışmalar neler diyo bilen varmı ya

  80. necla
    Posted 09 Ekim 2008 at 16:00 | Permalink

    güzel atatürk ne çok şey yapmış

  81. gizqm
    Posted 09 Ekim 2008 at 18:01 | Permalink

    yaaa ne biçim odev verıo hocalarrrr

  82. irem
    Posted 09 Ekim 2008 at 18:20 | Permalink

    bune ya saçma saçma şeyler vra yarına ödevim var ama ben yapamadım

  83. irem
    Posted 09 Ekim 2008 at 20:11 | Permalink

    valla saol sedacım sana çok guzrel yazdım hocabeğendi

  84. melike
    Posted 09 Ekim 2008 at 22:01 | Permalink

    ÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK UUUUUUUUUUUUUZZZZZZZUUUUUUUUUUUUUUN Bİ KONU

  85. ymg
    Posted 09 Ekim 2008 at 22:10 | Permalink

    arkadaşım emeğine sağlık.
    arkadaşlar; arkadaşımız bir şeyler bulup yardımcı olmaya çalışmış. Uzun geldiyse biraz uğraşın siz size lazım olanları alın içinden. Teşekkr edeceğinize laf söylüyorsunuz. Beğenmeyen başka yerlerde arasın.

  86. ayten gül
    Posted 10 Ekim 2008 at 17:41 | Permalink

    BEN ASLINDA ATATÜRKÜ ÇOOOOK SEVİYORUM.AMA ARADIĞIM ŞEYLERİ ATATÜRKLE İLGİLLİ BULAMADIM

  87. Posted 11 Ekim 2008 at 16:50 | Permalink

    Ellerinize sağlık çook saolun beyler…

  88. Posted 12 Ekim 2008 at 14:21 | Permalink

    burakcım saol canım ya çok iyi oldu aşkımsın yaa seni seviyorum muck öpüyorum bayyyyy

  89. Posted 12 Ekim 2008 at 14:22 | Permalink

    burak cevap yazya muck öpüyorum

  90. Posted 12 Ekim 2008 at 14:23 | Permalink

    seni seviyom burak çok akıllısın

  91. Posted 12 Ekim 2008 at 14:24 | Permalink

    çok güzel olmuş ama atatürkün sosyal bilimler adına yaptığı çalışmalar nolur aşkım

  92. pisicik
    Posted 12 Ekim 2008 at 15:12 | Permalink

    ay çokkkk saol be çok kolay buldum ödevi saollll

  93. Posted 12 Ekim 2008 at 18:21 | Permalink

    ya bana acil lazım istediğimiz şeyler çıkmıyorki abuk subuk şeyler çıkıyo dğru dürüz yapın ya nebiçim insansınız üffff yuh size insan diye:(

  94. sule
    Posted 12 Ekim 2008 at 19:39 | Permalink

    yha arkiler sizinle tanıştığıma simdiden memnun oldum da bnm yarına ödevim var ne olur bulun yhaaaaaaaaaaa

  95. yasemin
    Posted 12 Ekim 2008 at 21:25 | Permalink

    yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa öffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffff…….. insan birazdaha kısa yapar diymi yani beeeeeeeeeeeeeeeeeeee

  96. Posted 12 Ekim 2008 at 21:26 | Permalink

    ya………. insan biraz kısa yapar diymiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii yani….

  97. buse
    Posted 13 Ekim 2008 at 13:45 | Permalink

    burak çok teşekkür ederim çok işime yaradı

  98. buse
    Posted 13 Ekim 2008 at 13:45 | Permalink

    offf salakkkk

  99. muzaffer
    Posted 13 Ekim 2008 at 14:58 | Permalink

    bu siteyi hiiç beyenmedim hiç yardıncı 0olmadınız ve ödevi yarın vermem gerek gerizekalılar

  100. hilal
    Posted 13 Ekim 2008 at 15:24 | Permalink

    bu şeyin özeti yok mu çok uzun?

  101. isimsiz
    Posted 13 Ekim 2008 at 18:15 | Permalink

    haklı insan biraz kısa yapar ben nasıl kitaba özet olarak geççem bu kadar şeyi…

  102. isimsiz
    Posted 13 Ekim 2008 at 18:18 | Permalink

    ayrıca çooook uzun olmuş ama eline sağlık okadar uğraşmısın

  103. melek
    Posted 13 Ekim 2008 at 18:19 | Permalink

    çok güzel yazmış sosyal bilimleri gerçekten bıravuuuuuuu

  104. Posted 13 Ekim 2008 at 19:21 | Permalink

    herşey güzel ödevimi buldum burak saol

  105. Posted 13 Ekim 2008 at 19:22 | Permalink

    süper

  106. Posted 13 Ekim 2008 at 19:22 | Permalink

    bence herşey iyi bazıları salaklık yapmış
    dem

  107. Posted 13 Ekim 2008 at 19:23 | Permalink

    ben buraga aşıgım

  108. Posted 13 Ekim 2008 at 20:35 | Permalink

    vallahi ben burdan yarralandım ve notum 100 geldi kuranlara çok teşekkür ederim :D

  109. elifffff
    Posted 14 Ekim 2008 at 18:42 | Permalink

    harikaaaaaa olmuşş yapanların eline sağlikkk arkadaşlar lütfen emeğe saygılı olalımm bunu bulamayanlarda var öle değilmii ama…

  110. Posted 14 Ekim 2008 at 19:11 | Permalink

    yazabiliri 1 kişi biliyorsaa??????????? :(

  111. Posted 14 Ekim 2008 at 19:36 | Permalink

    bu dingil hayattır kardeşim bu nebiçim yaşam tarzdır biz atatürkün ülkemizdesosyal bilimlerin gelişmesine yönelik olarak yaptığı çalışmayı istiyoruz ama one veriyor

  112. Posted 14 Ekim 2008 at 20:49 | Permalink

    çokk güzell yaa tam aradığım şey

  113. ozturk
    Posted 14 Ekim 2008 at 20:49 | Permalink

    çok iyi ama uzun

  114. Posted 15 Ekim 2008 at 00:17 | Permalink

    SİZ 6/H’NİN ……………….LARI OLMALISINIZ.

  115. Posted 15 Ekim 2008 at 13:37 | Permalink

    LAN SALAKLAR NİYE BENİM İSTEDİĞİM PROGRAM YOK LAN.

  116. Posted 15 Ekim 2008 at 13:38 | Permalink

    DALE

  117. Posted 15 Ekim 2008 at 13:39 | Permalink

    ya biraz bize acıyın.bizi yazıcımız yok.biz bu kadar yazıyı nasıl yazcazki.sizden bir isteğim var.biraz daha az yazın.yani özetleyip yazbilirsiniz.bize çok yardımcı olmuş olursunuz

  118. Posted 15 Ekim 2008 at 15:29 | Permalink

    ya arkadaşlarımızın hepsi özen gösterip yazmış hepinizde buna saygı göstermek zorunda yazan yazssın yazmayannın yorumunuda düzgün yazsın lütfennn!!!beğenmeyen çıksın!!!doğru deilmi ama yaaaaa!!!

  119. Posted 15 Ekim 2008 at 15:39 | Permalink

    aaaaaaaaaaaa ya yeter bu siteyi kahveye dönmüş ya:D:

  120. damla
    Posted 15 Ekim 2008 at 23:44 | Permalink

    ewwet ben yazdım çoooooooooook teşekkür ederim

  121. YaĞmUr
    Posted 15 Ekim 2008 at 23:45 | Permalink

    oleeeeeeeeeeyyyyyyyy ben çoooktaaaaaaaaaaaannnnnnnnnn bitirdim hehehehehehehehehehehehe

  122. Posted 16 Ekim 2008 at 12:25 | Permalink

    seni seviyorum aşkım burak

  123. Posted 16 Ekim 2008 at 12:26 | Permalink

    beğenmeyene yallah okadar emek göstermiş aşkım burak yaniii diğilmi arkadaşlar

  124. Posted 16 Ekim 2008 at 12:28 | Permalink

    aşkım burakkkkkk (love)

  125. Posted 16 Ekim 2008 at 12:29 | Permalink

    aşkımm burakkkk (K)